27 Şubat 2014 Perşembe

7 Şubat 2014 Cuma

lego. . .

Bizim lego maceramız aslında bundan 7 sene önce başladı. Şaka gibi ama gerçekten o zamanlar Türkiye'de bulabileceğiniz lego çeşitleri bir elin parmakları kadardı. 4 yaş doğum günü kutlaması için Boncuk'a Danimarka'dan Lego'nun orijinal web sitesinden sipariş verdik. Türkiye'ye teslimat yok. Amcamız o sıralar Berlin'de yaşıyor. Onun adresini verdik. Teslimat oraya yapıldı. 80 doğumlu ve hala Lego'yla vakit geçiren amcamız coşkumuza ortak olup kendi seçtiği koca bir paketi de siparişimize ekleyip geldi doğum günü kutlamamıza. Boncuk severek oynadı legolarla. Ama alternatiflerle kıyasladığında her zaman tercih ettiği bir oyuncak olmadı. Can 2 yaşına geldiğinde biraz da ikinci çocuk rahatlığı ile daha büyükçe yapı blokları kenara bırakıldı ve küçük ve özel parçaları ayıklanmış bir kutu lego ile tanıştırıldı Hep elinin altında oldu legolar. Yine de ancak Arabalar, hayvanlar, dinazorlardan sıra geldikçe tarifler kurcalandı ya da spontane tasarımlar yapıldı. Ne zaman ki 4.5 yaşına geldi işler değişti. Neredeyse bütün oyuncaklar kutularına kaldırıldı ve yer gök lego oluverdi. Özellikle Lego City serisi evin her yanını sardı. Her özel gün, babanın her yurtdışı seyahati, her torun sevindirme heyecanı küçük ya da büyük bir lego paketini koleksiyonumuza kattı. Koleksiyonumuz diyorum. Çünkü lego tutkusu evde herkesi sardı.
Can kendi kendine oynama konusunda çok yaratıcı bir çocuk. Boncuk daha çok kendisi için hazırlanmış sahneleri ve konuşturulan karakterleri tercih ederdi. Can ise sahneyi kendisi hazırlıyor, senaryoyu kendisi yazıyor (!) ve karakterleri kendisi konuşturuyor.
Legolarla ilgili her şey ilgi alanımıza girdi dolayısıyla. Bu tutkunun peşindeki koca koca adamların yaptığı işlerin izleyicisi olduk. Brick Show sayesinde Can'ın İngilizcesi bir hayli gelişti hatta :) Bu tanıtımlara bir de Lego City Police Stories eşlik etti uzunca bir süre...
Bunlar bizi Lego Filmi için bir hayli heyecanlandırmıştı. Ve sonunda Lego Filmi vizyona girdi ve muradımıza erdik. Artık animasyonlara burun kıvıran Boncuk bile bize katıldı. Film hem çok eğlenceliydi hem de çok esin vericiydi. Legoya dair, yaratıcılığa dair, oyuna dair, hatta hayata dair bir sürü fikirle çıktık filmden.

2 Şubat 2014 Pazar

nasihat. . .

"Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz" diyor TDK. Çocuk yetiştirirken en çok bu kavram üzerine düşünüyorum. Sürekli yapması ve yapmaması gereken şeylerden bahsediyoruz çocuklara. Onlar açısından bakıldığında durum çok can sıkıcıdır mutlaka. Zira Boncuk da söylüyor sıkıldığını, bazen kendimi tutamayıp uzun nasihatlere kalkıştığımda. Nasihatlerimin içeriğine bakıyorum o zaman. Normları, toplumun dayattığı değerleri değil daha çok yaşamsal deneyimlerimi (bir nevi aposteriori bilgi) ve ortak iyilik hali diyebileceğim bir kabulü esas alıyorum. Arkadaşlık ilişkilerine, çalışma prensiplerine, hayata bakışa dair nasihatlerimde kendi deneyimlerimi esas alıyorken, kaynakların kullanımı, (kendi bedenini de kapsayan) doğaya ve yaşama saygı, farkındalık, farklılıklara yaklaşım konularında nasihatlerim ortak iyilik halini esas alıyor. Meseleleri doğru-yanlış ekseninde değil neden-sonuç ekseninde görmesine gayret ediyorum. Bir de nasihatlerimle tutarlı bir şekilde davranmaya çalışıyorum. Olumlu bir bakış açısı için nasihat ederken, yorgan altında depresif saatler geçirmek yerine yoga yapıyorum, özenli bir sofra hazırlıyorum, ya da ne bileyim iki satır kitap ve kahve molası veriyorum kendime. Ekran, bilgisayar, sosyal medya nasihatleri verirken, elinden akıllı telefon, tablet, bilgisayar düşmeyen biri değilim mesela. Sağlıklı beslenmeden bahsederken arada sırada bile isteye bir-iki kaçamak haricinde sürekliliği önemsiyorum. Bunları çocuklarımdan önce kendim için yapıyorum zaten. Onlara mesaj vermek için hazırlanmış sahneler değil bunlar yani. İnandığım için yapıyorum, yaşıyorum...
Sonuçta bütün bu allayıp pullamalar nasihat ettiğim gerçeğini değiştirmiyor ama. Sonuçta nasihati alan kişi için durum değişmiyor muhtemelen. Nasihat hep havada bulut bir seri boş ve sıkıcı laf sonuçta. Sonuçta benim deneyimlerimden onlara ne... O zaman nasihat etme değil mi? Yok olmuyor. Ben anneyim.
Ama belki diyorum, onları sıksam da, gözlerini devirip dinleseler de bazen, kulaklarına küpe olacak ve hayatlarının bir döneminde anlayacakları ve hak verecekleri  bir şeylerden bahsediyorumdur... Umarım öyledir...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...