17 Ocak 2014 Cuma

gamlı olanı . . .

www.myowlbarn.com
1994 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde 3. yılımı tamamlamışım. Yaz tatili... Mimarlar Odası'nın Galata Grubu ile bir atölye çalışması için Muğla'dayız. Bir vesileyle kaçamak yapıp daha güneye atmışız kendimizi bir kaç günlüğüne. Manavgat Şelalesi'nin girişinde orta yaşlı bir teyzenin tezgahından doğal taştan oyulmuş küçük bir baykuş biblosu alıyorum. "Koleksiyon yapacağım. İlk parçam da budur." diyorum. (O dönemler böyle baykuş furyası da yok hani. Bir nevi trendsetter'im yani öhöm :) Mimar Sinan'ın sembolü baykuş. Bilge kuşun görüş açısı geniş. Hem de gece görüşü güçlü. Yani bu kuş hakkında her türlü bilgi entelektüel bir mimar adayı için heyecan verici. Böylece başlıyor baykuş maceram. Gidilen yerlerden toplananlar, değişik tasarımlar ya da ürünler, hediyeler, hediyeler ve de hediyeler.... Bu hikaye çok uzun aslında ve bu uzun hikayeyi tezim için de kaleme alacağım, almalıyım. Bugün bu meselenin aklıma düşüşünün nedeni ise daha başka.
 
Ben kendimi bildim bileli kafama koyduğum ya da hayalini kurduğum hemen her şeyi yaptım ya da hemen her şeye sahip oldum. Yani... Olduğu kadar diyelim. Eşiğimi hiç çok yükseğe koymadığım için belki de... Ama şu var ki sahip olduğum ve yaptığım her şey için hep çok ama çok çalıştım, zorlandım ve bedeller ödedim. Benim hayatımda şans diye bir şey olmadı. Bir kerede, güzel bir tesadüfle kazandığım hiç bir şey yoktur. Hayatı kolaylaştıran, işlerin tıkırında yürümesini sağlayan ilişkilerim, zamanım, param hiç olmamıştır benim. Kazandığım şeylerin tadını çıkarmak için önce ödediğim bedellerin travmalarını atlatmam gerekmiştir hep. Bir sürü örnek verebilirim...
 
Baykuş bazı kültürlerde uğursuzluk sembolü ya... Bazen acaba diyorum. . .

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...