19 Haziran 2013 Çarşamba

ikinci yarı. . .

Yılın başında, alışkanlık olmadığı üzere yıllık falımı okumuş bulundum. Diyordu ki, yılın ilk yarısı engeller, kısıtlamalar, tatsızlıklarla dolu olacak. Sonrası ferah... Bu yıl spiritüel takılacağım demiş, günlük fal okumadan, tavşandan niyet çektirmeye kadar türlü şarlatanlıkla kendimi neşelendirmeye çalışmıştım. Zira hayat çok boktandı... Sağlıklı bir beraberliğe, sağlıklı aile bireylerine şükür etsem de her güne 'same shit! different day!' diye uyanır olmuştum. İnançsızlık, bıkkınlık, öfke, kızgınlık, umutsuzluk hayatın her alanındaydı. Apartman ölçeğinde bile 'birlikte' yaşayamayacağımız açıktı. Minibüs şöförleri cinayete teşebbüsten içeri tıkılabilecek serserilerdi. 444 sistemi üzerinden nemalananlar, bu nemalanmaya çanak tutanlar ve çanağa balıklama dalanlar yetmişti artık... Bilmemkimin bilmemnesi olmadığımızdan daha çok çalışmak zorundaydık herzamanki gibi. Sahip çıkacak dürüst, samimi bir düşünce kırıntısı bulmak artık ne mümkündü. Bir gün bir arkadaşa dedim ki 'Buralar artık kotasını doldurdu benim için. Herhangi bir düşünceye, bir duruşa sahip çıkmam, herhangi bir eylemi içselleştirebilmem mümkün değil.'
Sonra 'GEZİ' oldu yer gök... Sanki sırtıma vurup gideceğim dişli yerini buldu tıkır tıkır çalışan bir makinenin içinde. Sanki bir türlü doğru zamanı gösterememiş bir saatti de buralar, şimdi inanamayıp her dakika 'çalışıyor mu hakkatten?' diye kontrol ediyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...