19 Haziran 2013 Çarşamba

ikinci yarı. . .

Yılın başında, alışkanlık olmadığı üzere yıllık falımı okumuş bulundum. Diyordu ki, yılın ilk yarısı engeller, kısıtlamalar, tatsızlıklarla dolu olacak. Sonrası ferah... Bu yıl spiritüel takılacağım demiş, günlük fal okumadan, tavşandan niyet çektirmeye kadar türlü şarlatanlıkla kendimi neşelendirmeye çalışmıştım. Zira hayat çok boktandı... Sağlıklı bir beraberliğe, sağlıklı aile bireylerine şükür etsem de her güne 'same shit! different day!' diye uyanır olmuştum. İnançsızlık, bıkkınlık, öfke, kızgınlık, umutsuzluk hayatın her alanındaydı. Apartman ölçeğinde bile 'birlikte' yaşayamayacağımız açıktı. Minibüs şöförleri cinayete teşebbüsten içeri tıkılabilecek serserilerdi. 444 sistemi üzerinden nemalananlar, bu nemalanmaya çanak tutanlar ve çanağa balıklama dalanlar yetmişti artık... Bilmemkimin bilmemnesi olmadığımızdan daha çok çalışmak zorundaydık herzamanki gibi. Sahip çıkacak dürüst, samimi bir düşünce kırıntısı bulmak artık ne mümkündü. Bir gün bir arkadaşa dedim ki 'Buralar artık kotasını doldurdu benim için. Herhangi bir düşünceye, bir duruşa sahip çıkmam, herhangi bir eylemi içselleştirebilmem mümkün değil.'
Sonra 'GEZİ' oldu yer gök... Sanki sırtıma vurup gideceğim dişli yerini buldu tıkır tıkır çalışan bir makinenin içinde. Sanki bir türlü doğru zamanı gösterememiş bir saatti de buralar, şimdi inanamayıp her dakika 'çalışıyor mu hakkatten?' diye kontrol ediyorum.

14 Mayıs 2013 Salı

bir gün belki! unutma!

ULUSLARARASI 8.PERA PİYANO FESTİVALİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞEN PİYANO YARIŞMASI SONUÇLANDI!

Uluslararası 8. Pera Piyano Festivali her yıl olduğu gibi bu yıl da yoğun katılımla ve coşkuyla gerçekleşti..Festival kapsamında yer alan, jüri üyeliklerini dünya çapındaki ünlü piyanistlerin yaptığı Piyano Yarışması sonuçlandı.
Yaş kategorilerine göre sonuçlar şu şekildedir;

12 YAŞA KADAR SOLO PİYANO YARIŞMA SONUCU


En İyi Genç Yetenek: Suna ALSANCAK & Irmak ÇAĞLAR
En iyi Türk Besteci Yorumu: Vasili FROLOV
En İyi Serbest Eser Yorumu ( Shostakovich’ten bir eser ): İrem Su ERDOĞAN
MANSİYON: Cihan Recai ŞAHİN & Darya ÇETİNKAYA
BİRİNCİ: Vasili FORLOV
İKİNCİ: Kaan BAYSAL & Erdinç Emir İLGEN & Faruk KALAYCI
ÜÇÜNCÜ: Ayan ASLANOVA & Krikor KARAGYOZOV

13-16 YAŞ SOLO PİYANO YARIŞMA SONUCU:


En İyi Türk Besteci Yorumu: Simeon SİMENOV
En iyi Serbest Eser Yorumu ( Nikolovski ‘’Toccata’’ ): Despina İLİJEVA

MANSİYON: İhsan Atakan KASAPOĞLU , Güneş KEPEKÇİ
BİRİNCİ: Birinciliğe layık ödül bulunamadı.
İKİNCİ: Ferhat Can BÜYÜK , Erol EMMİOĞLU.
ÜÇÜNCÜ: Süeda ÇATAKOĞLU , Arkın AKÇAGÜL & İvelina KRASTEVA.http://www.perafestival.org/piyano.html

8 Mayıs 2013 Çarşamba

eğitim şart!


Dedi ki bir arkadaş 'Ya sen hiç kırk gibi hissediyor musun kendini?' 'Yok yahu!' dedim. 40 yaşında nasıl hissedilir bilmiyorum bile. 'Ama' dedi. 'Öyle eskisi gibi davranınca adam yerine koymuyorlar.' Saçlarda beyaz, göz kenarlarında kırışıkıklar var ya ağır olmak gerek belki... Bilmiyorum. Hayat ağırlaştığında, hala, bu sorumlulukların benim ve bizim omuzlarımızda olduğunu farketmek şaşırtıyor beni. Yani bu yaşadıklarımız, çalışma hayatına erken başlayıp ' Bu işi sahada öğrenmek gerek!' enayiliğindeki toy bizlerin canına tak ettiğinde 'Amaaaan boşver!' diyebilecekleri durumlardan değil. 'Deneme 1-2!' yılları geride kalalı ne çok olmuş. Bu sahici hayat yahu!
Böyle belki de 40 yaşı hissetmek. 40'ını devireli 4-5 yıl olan bir arkadaş, 'Sonrası yokuş aşağı!' dedi 40 yaş için. E olsun vitesi boşa alabileceksek... Ama işte bizim için yokuş aşağı yıllar çocuklarımız için yokuş yukarı yıllar ya, iş orada sarpa sarıyor.
Aylardır evdeki eğitim dertleri bitmedi kardeşim. Evde okuyan 3, okutan 1 nüfus var sonuçta. Çok şükür bütün gönül yorgunluklarımız eğitimden kaynaklanıyor. 'We don't need no education!' falan değil bizim durumumuz. Eğitim şart bizim için. Yani bilgi yer altı sularıysa eğitim sonuçta dere, nehir... Suyu içmek için bir göze, bir dere şart yani... Bir bilene sormak ya da ne bileyim usta-çırak ilişkisi de eğitim evreninin bir parçasıdır ideoloji ve dini dogmalarla mıncıklanmış her türlü eğitim dayatması da... Heh işte bu mıncıklanma yordu yüreklerimizi... 
Metaforik zırvalamayı bırakacak olursam, hem çifte standart şampiyonu bir bölümde akdemik siyasete kurban gitmekteyim hem 'Pırıl pırıl zekalı çocuklarım için 444 sisteminde görece en doğrusu ne olacak?' diye kasılmış durumdayım. Üstün zekalı bu arkadaşlar. Bunu dile getirmekten benim kadar utanan, çekinen var mıdır yahu? Önceden tanımlanmış kavramlara karşılaştırma yapan sözcük gruplarına da kılız, gıcığız ya... Kıvır kıvır çok yoruldum ben. Yok özel çocuk, yok akıllı çocuk ,yok pırıl pırıl zeka... Üstün zekalılar işte. Oh söyledim rahatladım! Parametreler çeşitli dolayısıyla. Öyle iki bilinmeyenli denklem değil x'i y'si iki işleme baksın... Kolay değiller, ciddi ve adanmış mesai istiyorlar, yetinemiyorlar-doymuyorlar, çabuk sıkılıyorlar, ve iki taneler... Ve bu ülkede eğitim sitemi ortada....
Öte yandan bu çocuklarla ve bu çocuklara rağmen başladığım doktora eğtimim artık bir çeşit sinir testine dönmüş durumda. Yok 'Bu doktoranın doğasında var!' edebiyatı bana göre değil... Bunu sorgulamamak ve doğal kabul etmek bu işi besleyen bir yaklaşım bence... Onca eziyet ve mobinge rağmen hala araştırma konuma heyecan duyabiliyorsam bu içimdeki sorgulama canavarı ile ilişkilidir... diye düşünüyorum... bilmiyorum...
İşte böyle sevgili günlük. Sanırım beni bugün bu yazı kışkırttı...
 

22 Şubat 2013 Cuma

hayatta bir gün . . .



Acaba biz o gün kayıtta olsaydık, neler çekecektik?

10 Şubat 2013 Pazar

döndür döndür dinle. . .



40 yaşındayım ve bazı şeyler hiç değişmiyor. 20'li yaşlarımda olduğu gibi sevdiğim ve takıldığım bir parçayı üstüste ve günlerce dinleyebiliyorum. Şimdi herşey 20 yıl öncesinden daha eğlenceli üstelik. Bir parçanın sözlerinin, videosunun, hikayesinin, vesaire peşine düşmek için iki tık yetiyor :)

9 Şubat 2013 Cumartesi

sevgili günlük. . .

cancan'dan günlük için inciler :)
 

6 Ocak 2013 Pazar

2012

Bir yıl bitti, gitti...
Bu yıl ben ve Özgür 40, Boncuk 10, Cancan 5 yaşında olacak!
Çok işi hallettik ama sırada da çok iş var.
Yazacaklarım da birikti... Şimdilik kıscık notlar...
Boncuk 2012'de neler yaptı, neler öğrendi, nasıl değişti, gelişti?
Piyano çalıyor. Oyunculuk/şarkıcılık hayalleri kuruyor. Kızsal dergileri keşfetti. E onların da yardımıyla popüler müzisyenlerin (olivia holt, selana gomez, bella thorne, zendaya, vb.) biyografilerini öğrenip erken yaşta (mümkünse 13-14) ünlü olma hesabı yapıyor.
İngilizce'yi yeniden keşfetti. Seyahat tutkusu yerleşti.
Kitapların dünyasında kayboluyor, yazarları tanıyor, çevirmen ve yayınevlerine dikkat ediyor.
Planlamayı ve evde ve dışarda başının çaresine bakmayı öğreniyor. Kadıköy'ü de iyice sevdi.
Mutfak ve değişik doğal reçeteler konusunda çıraklıktan kalfalığa ve ara ara da ustalığa terfi etti.
Hastalıklara verdiğimiz ara sona erdi, 4. sınıf temposu, diğer koşuşturmacalar ve strese bağışıklık sistemi yanıtı bu sanırım.
Cancan neler yaptı, neler öğrendi, nasıl değişti, gelişti?
3.5 yaşında okumayı söktü. 4 yaşını 2 ay geçti ve artık heceleye heceleye rahatlıkla okuyor. O da kitaba, kaleme, kağıda doymuyor.
'Kaka' 'pipi' ve 'çiş' gibi küfürlerle tanıştı. Kabalık/kibarlık nedir konuşuyoruz.
Okulla beraber daha çok hastalanır oldu.
'Ölüm' konusuna takıldı. Neredeyse 1 yıl önce kaybettiğimiz nenemizi, ölüm yıldönümüne yakın anmaya başladı. Okuldaki 10 Kasım teması ve Atatürk'ün ölümü konusunda konuşmalar aklına deneyimlediği ilk kaybı getirdi sanırım. Halbuki biz nenemizin yokluğunu ölüm kelimesiyle bile açıklamamıştık. Aaa tabii ki bir de dinazorlar ve nesli tükenen hayvanlar konusu var...
Herhangi bir kayba karşı aşırı bir hassasiyeti var. Sinemada kaybettiğimiz küçük zebra, bir arabanın kırılan küçücük bir parçası kadar nesli tükenen bütün hayvanlara da dertleniyor.
Ev...
7. yılımız doldu evimizde. Taşınma çanları çalıyor. Boncuk'un ve Cancan'ın köşelerini fotoğrafladım geçen gün. Bugünlerin nasıl olduğunu hatırlasınlar diye...
Okur/Yazarlık
Sancılı bir 6 ay geride kaldı. Tazelendim. Çok heyecan verici şeyler okudum, düşündüm ve yazdım. Canımı yeniden sıkmazlarsa, yolum açık gibi hissediyorum.
2013
Arınma yılı. Daha az insan. Beni yoran insanlar için artık çok yaşlıyım. Daha az eşya. Taşınmanın zorunlu kılacağı ayıklanmayı sadeliğe bağlayacağım. Daha az kozmetik, deterjan. Evdeki zehirler zaten çok ama çok azdı. Daha da azaltacağım. Daha az şeker/karbonhidrat. Dukan'la başlayan sürecin kazandırdıklarını 2013 yılında perçinleyeceğim.
Daha az telaş...? Şaka şaka :) Olacak şey var olmayacak şey var değil mi yani :) Çocuk büyütürken ve hala bir gelecek planlarken telaşsız olunamayacağını kabul ettim ben... İyi böyle :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...