31 Ekim 2012 Çarşamba

29 Ekim 2012 Pazartesi

kutla!

Ben marjinallikten nemalanan çok kişi gördüm... Hele hele akademik hayata bulaşınca marjinalliğin nasıl da bazı kapıları sonuna kadar açtığını şaşırarak yeniden teyyid ettim. Eleştirel kuramın herşeyi parça pinçik eden dalgasına kapılıp bir nesilin tüm hayatını ortaya koyduğu savaşları ve devrimleri itibarsızlaştıran kuramlar okudum. Çok şükür tutarlılık kaygısı taşıyan, analitik düşünen rasyonel bir insanım da 'Peki ama?' diye sordum her seferinde ve temelsiz, derme çatma ve hatta çakma eleştirilerin gerçek amacını görmekte gecikmedim. Çok karışık işler çoook... Yatıp kalkıp bağlam diye debelenenlerin işlerine gelince en has kıvırmalarla her koşulu bir rant oratmına çevirmelerini ilgi ile izliyorum...

Offf... Çok karışık oldu biliyorum. Ama öyle öfkeliyim ki... İşin bir ucu böyle karışık ifade buluyor diğer ucu ise bildiğin düpedüz küfür ve beddua...

Bir şey yapmalı!



 

18 Ekim 2012 Perşembe

kipat konusu . . .

Boncuk'un tam bir kitap kurdu olduğunu çokça yazdım. Hemen herşeyi beni tereddüte düşürecek bir hızda okuyor. Kitap almak benim için bir zevk ve internet sayesinde indirimli fiyatlarla alışveriş yapabiliyorum ve ne olursa olsun herşeyden çok kitaba para harcamayı tercih edebiliyorum. Ama ciddi bir yer sorunu yaşıyoruz. Arada sırada kitap alma orucuna giriyorum. Bizim çocukluğumuzdan kalma kitapları, daha okuma yazma bilmediği dönemlerde benim ona okuduğum az resimli kitapları ya da indirimde görüp aldığım bir kaç kitabı öne sürüyor ve bunlar bitmeden yeni kitap almayacağım diyorum. 80'lerin çocuk kitaplarının çevirilerinden bugün ben bile anlamıyorum. Az resimli ilk kitaplar, konusunu bildiğinden cazip gelmiyor. O bir kaç kitaba da ısınamadı bir türlü... Dolayısıyla ara ara yine topluca kitap almak durumunda kalıyoruz.




Gündüzler planlı ve tempolu olmak zorunda. İki gün konservatur, bir gün İngilizce kursu, 4. sınıf dersleri falan derken hafta arası gün içi kitap okuma şansı yok neredeyse... Uykudan önce kitap okuma alışkanlığı ise belli kitaplarla sınırlı. Çok sevdiği fantastikler (en son Peter Freund'un Laura serisine takıldı. 6 kitaplık bir seri. 6. kitap boş bir haftasonunu ya da tatili bekliyor.) uyku öncesine uymuyor. Başka dünyalar, yaratıklar, tehlikeler uykuyu kolaylaştırmıyor. (Yıllar önce Yüzüklerin Efendisi'ni okurken geceleri gördüğüm rüyalardan biliyorum :P) Maceralar da uykuyu kaçırıyor. Bir sonraki bölümde ne olacak merakı uyku saatini geciktiriyor da geciktiriyor. Dramlar zaten favorisi değil. Roald Dahl'lar, Pıtırcık'lar falan hep okundu. (Ara ara Can Yayınları ya da Bir Dolap Kitap'tan yeni heyecanlar oluyor tabi.) Dolayısıyla uyku öncesi ya karikatür ya da bilim ve sanat kitapları okuyabiliyor. Ben de bu defa roman yerine okul branşlarına destek olacak kitapların yanında benim pek hazetmediğim Boncuk'un ise bayıldığı Sizinkiler serisine alternatif karikatür kitaplarını aldım. Evdeki Selçuk Erdem Unplugged 3'u de aralarına kattım. Bizi bir süre idare eder umuyorum.

11 Ekim 2012 Perşembe

çocuk . . .



 
Nefis bir film!
Çocuk gözüyle çekilmiş duru, dingin bir film. . .
İlginç olan bir anne olarak "çocuğa yönelik suç" kaygısı ile kirlenmiş zihnimin bu filmi neredeyse bir gerilime çevirebilme yetisidir.
Spoiler :)
İdealist ebeveynlerinin kaygısızlığına, havai teyzesinin ortadan kaybolmasına, yeni yetme arkadaşların hainliklerine ve kendi başının çaresine bakmak zorunda kalmasına rağmen bu çocuğun başına hiiiç bir şey gelmiyor :) 10 yaşında olup da 10 yaşında gibi (daha büyük ya da daha ergen değil) hisseden ve davranan bu çocuğun çevresindeki yetişkinler sapık değil ve açlık, soğuk, bakımsızlık, gece-güvenlik korkusu sadece benim dert ettiğim şeyler. Dedim ya zihnim kaygı dolu :(
Neyse ki bu çocuğun dertleri bambaşka: bacakları çıkan iribaşları izlemek, saman yığınlarına ya da göle atlamak, bir arkadaşını istemeden kırmak ya da yaralanmasına neden olmak. . . Bunların yanında aslında iyi idare ediyormuş gibi görünmesine ve bunu ispat çabasına rağmen anne-babasına duyduğu kızgınlık ve özlem (gecenin bir yarısı anne-babasının yatağına gidip yanlarına kıvrıldığını hayal ettiği sahnede gözlerim biraz sulanmış olabilir:) ile de çocuk dünyasının hatları belirginleşiyor sanki...
 
Kuzeyi seviyorum (film İsveç yapımı). Bunu nedenleri ve örnekleri ile ayrıca yazacağım bir ara...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...