19 Mayıs 2012 Cumartesi

masumiyet müzesi...


Beyaz Kale ve Cevdet Bey ve Oğulları sayesinde başlayan hayranlık, Yeni Hayat'la yerini hayalkırıklığına bırakmıştı. Yıllar sonra yeniden Pamuk demiş ve Kar'ı okumuştum. Ama yine aynı hayalkırıklığını yaşamış, sonra da çok daha önemli romanlarına bile hep mesafeli durmuştum. Taa ki Cancan'a hamileliğimin son günlerine kadar. Masumiyet Müzesi hamileliğin uykusuz son geceleri için biçilmiş kaftandı. Yine de zorlandım. Ama işte yazmışım, son sayfalarda öyle birşey oldu ki, yıllardır üzerinde düşündüğüm, üzerine yazmayı ve de çizmeyi hayal ettiğim bir konunun bu romanda can buluşu, onu benim için özelleştiriverdi. Sonra doktora programına başladım. Konum kafamda netleşmiş, iyice şekillenmişti. Bir ders için istenen kitap raporu için hiç düşünmeden Masumiyet Müzesi'ni seçtim. Yeniden ama bu defa kültürleşme ve kültürlenme ekseninde okudum romanı. Sonra dersler bitti, sınavlar verildi ve tez için masabaşına oturuldu ve sokağa çıkıldı. İşte tam bugünlerde Masumiyet Müzesi açıldı. Hatta daha da önemlisi müzenin tasarım ve uygulama sürecinin belgeseli çıktı ortaya.
Benim için çok ama çok heyecan verici bir proje bu. Mimarlık okumuş, sanat yönetimi yüksek lisansı yapmış ve antropoloji doktorası yapan, yazmaya doyamayan biri için böyle bir sanat&edebiyat&antropoloji&mimarlık buluşması ancak bir hayal olabilir... İşte Pamuk bunu gerçekleştirebildi ya, yine o tanıdık hayranlık duygusunu yaşar oldum.
Önce belgeseli izledim. Pamuk'un neredeyse takıntılı heyecanına ortak oldum. Projede yer alan sanatçı ve mimarların enerjisine ve sabrına hayranlık duydum. Belgesele yansımayan gerilimleri, çekişmeleri, bıkkınlıkları, memnuniyetsizlikleri hissettim. Ama bütün bunların heyecanlı bir projenin olmazsa olmazı olarak kabul ettim. Ne yaşanırsa yaşansın, şu anda herkesin büyük bir tatmin duygusu yaşadığına eminim.
Sonra müzeyi gezdim. Romanı bir kerede müzede okudum diyebilirim. Her kutunun önünde satırlar arasında hızla gezinip, Pamuk'un müzede vurgulamak istediği nesneleri neden ve nasıl seçtiğini anlamaya çalıştım. Henüz perdeleri açılmamış kutularda nesnelerin yerleştirildiğini ancak Pamuk'un henüz tamamlanmışlıklarından emin olamadığı için perdeli kapalı tuttuğunu öğrendim.
Müzenin benim için en çarpıcı bölümü, Pamuk'un yazdığı yüzlerce sayfanın, eskizlerin ve tükenmiş kalem tüplerinin sergilendiği çatı bölümüydü. Kurgusal bir romanın kurgusal nesnelerinin yanında çok gerçek ve çok özeldiler.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...