10 Ekim 2011 Pazartesi

ben can olayım sen anne ol!

Cancan'ın en sevdiği oyun - ki artık oyun değil sadece bir replik olarak kaldı - bu. Rol değiştirmece. İlk karşılaştığı kişi ile de benimle de en çok sarfettiği replik bu. "Sen Can ol, ben ... olayım." Boynunu hafif yana kırıp, ışıltılı bir gülümseme ile söylüyor bunu. O anda değil rol değiştirmece oyunu oynamak, ne istese sorgusuz sualsiz yapıveresigeliyor insanın.
Bugün yuva kapısında titreyerek ağladı. Kapıp alıverdiler içeriye. Geçen hafta sezonun ilk hastalığı ile kesilen yuvaya alışma sürecine, sert bir yeniden-giriş yapılmış oldu böylece. Tekrar ederek, istikrarlı olarak kabul ettirme modeli eğitim anlayışını artılarını eksilerini, zorunluluklarını keyfiliklerini düşündüm. Ben öyle kolayca yüreği dağlanan bir anne değilim. Buna rağmen ben bile "Ne gerek vardı şimdi buna?" diye kısa bir sorgulamaya tuttum kendimi. Evet bu işin hesabını da çok uzun süredir yapıyordum doğrusu ama yine de kısa bir tereddüt yaşadım işte... Hem yuvaya başlatma kararımızı, hem de "1-2 gün ağlar sonra alışır" modelini kabul edişimizi sorguladım.
Sonuçta onu almaya gittiğimde ve elinde bir kaç araba ile karşıma neşe ile dikildiğinde, geriye kalan bir anne olarak herşeyi dramatize etme yeteneğimden başka birşey değildi:)

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...