3 Eylül 2011 Cumartesi

bazen...

Bazen o çok şey yapmak isteyen ben gidiyor, yerine hiç ama hiç kımıldamadan birşeyler okuyarak ya da izleyerek saatlerini ve günlerini geçirmek isteyen biri geliyor. Öyle yorgunum ki... Sorumluluklarımın tamamından azad edilmek istiyorum. Ev, çocuklar, okul...
Cancan bezi bıraktı. 2 hafta önce başladık sürece. 'Çiş' konusunu bir haftada çözdük. Kazaları temizleme süreci neyse ki bitti. Şimdi ufak bir tedirginlik yaratan 'kaka'yı çözmeye çalışıyoruz. Ama yemek yedirirken dökülen dillere tuvalette dökülen diller de eklenince konuşmaktan bile yoruldum. Bu arada, haftada 1.5 gün benim yetişemediğim tüm işleri toparlayan yardımcım da tatile gidince işler attı haliyle. Boncuk bitmek bilmeyen bir enerjiye sahip. Ona koçluk yapmazsam bütün gününü tv ya da bilgisayar karşısında geçirebilir. Ben de önerilerimi çeşitlendirmek için evde ne kadar malzeme varsa (kumaş, boncuk, vb.) el altında tutuyorum. Dağınıklık konusunda bir uzman olan Boncuk'un parça pinçik malzemelerden yaratabileceği kargaşayı göze alıyorum yani.
Bu arada çocukları uyuturken kafamda sürekli çalıştıklarımı değerlendiriyorum. Tez önerim ve çok geniş bir kuram havuzundan seçtiklerimi döndürüyorum kafamda. Planım çocuklar uyuyunca çalışmaya devam etmek. Bu arada Cancan'ı yanına uzanarak uyutuyorum. Boncuk da odasında masasında çalışmamı istiyor. Bu süreçte bir şeye konsantre olabilmem mümkün değil. Çünkü uyku öncesi uykuyu kovalamak için aklına ne geliyorsa benimle paylaşmak istiyor. Ben de serseri bir okuma ve tarama durumuna giriyorum haliyle...
Çocuklar uyuduktan, suçluluk duygusundan ve yaklaşmakta olan yeterlilinedeniyle panik duygusundan sıyrılmak için biraz çalışıpğ, gün içinde ertelemek zorunda kaldığım keyiflere (okumak, izlemek,vb.) zaman ayırıp sonra uykuya dalma sevdası nedeniyle saat 3'lerde yatmalar da fiziksel yorgunluğumu arttırdıkça arttıryor.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...