6 Haziran 2011 Pazartesi

c a n . . .

Çocukları yazacağım demiştim ya. Heh, işte şimdi yazıyorum.
Cancan büyüdü. Artık 2.5 yaşında.
Top, renkler, sayılar derken şimdi de araba markalarına takıldı. Önce dili çözüldü, beşe sonra ona kadar saymaya başladı. Sonra sıra 10'lu sayılara geldi. Sonra da 20'lilere. Rakamları da tanıyor. Şimdilik 32 gördüğünde de 23 diyor ama çok sürmez... Herşeyi bir kere söylemek yetiyor. 50'ye kadar falan sayıyor. Ama bu durum sayılara özgü değil. İlk renklerle başlamıştı. Sadece ana renkler değil, mor ve gri gibi renkler de repertuarında bulunuyordu. Şimdilerde de çeşit çeşit araba markasını tanıyor. Ama bu ilgi arabalardan çok sembollere gibi. Sembol hafızası çok kuvvetli. Barthes okudum/okuyorum/okuyacağım. Bu okumalar sırasında Cancan’ın bu yeteneğini gözlemlemek bir hayli ilginç oluyor.
Çok neşeli, sıcak, iyi huylu bir çocuk. Can çocuk, can... Hala en sevdiği şey kafasını göğsüme gömmek. Öyle huzurla duruyor orada. Sakin, mutlu, sıcak... Geçen gün Animaux’da memeliler ve yavruları ile koklaşmalarına denk geldim de, çok benzer bir tarz tutturduğumuzu farkettim. Burun sürtmeler, mırlamalar, gurrlamalar, koklamalar... Antonia Mills bir seminerde reenkarnasyondan bahsettiğinden beri hep önceki hayatlarımızdan birinde koklaşan bir anne-yavru hayvan çifti olduğumuzu düşünüp duruyorum. Sesim mi yükseldi, hemen türlü şirinliklerle gözlerimi yakalayıp herşeyin yolunda olduğunu anlamaya çalışıyor. Ortamda bir gerilim mi var, hemen yanıbaşımda bitip, kolumun kanadımın altına girmeye çalışıyor.
Uykuya dalacağı zaman ya da kendi kendine bir oyun tutturduğunda daha önce dinlediği diyalogları tekrar ettiğini duyabilirsiniz. Örneğin büyükbabasının adı sorulduğunda Sinan yerine Nissan diyor ve biz buna kıkırdayıp duruyoruz ya, aynı diyalogu kendi başına seslendiriyor işte.
Saçları sarıya çalıyor. Kaşları gürleşti. Gözleri ışık ışıl. Küçük ağız hiç kapanmıyor :) Sanırım küçük bir ortodontik durum daha yolda... Geceleri hala yanımızda uyuyor. Üşenmeyip onu yatağına alan olursa buna itirazı yok. Biz süreyi uzatıyoruz sanki...
Artık talepleri ve tercihleri var. Yemek tercihlerini dile getiriyor.
Dışarı çıkacağımız zaman önceleri 5-6 oyuncak arabayı küçücük ellerine sığdırma gayretindeydi. Sonra şeffaf bir çanta/torba ile çözdük sorunu. Şimdi ne zaman ‘Hadi hazırlan!’ desem, torbasını alıp öncelikli arabalarını dolduruyor içine.
Akşam yemeklerinde dahi coşkuyla ‘kaavatı!’ diyor. (Bu arada Boncuk da hala kaffaltı diyor ve öyle yazıyor. Hiiiç düzeltmeye niyetim yok.) Herkesin masa çevresinde yerini alması coşku duyması için yeterli zaten. Saat 6:30 gibi kalkıyor. Ben kulağımla onu takip edip, titrek bir uykuyla uykuya doymaya debelenirken, o bir yandan çok meşgul bir edayla arabalarını toparlıyor, pencerelere tırmanıp sokakta park etmiş arabaları kontrol ediyor ve bütün bunları yaparken sürekli ve sürekli neşeli bir tonla konuşup duruyor.





Bu arada "vosvagen diiil fiilmooor!"

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...