27 Eylül 2010 Pazartesi

ortaya karışık. . .




TÜBİTAK Bilim ve Eğlence günü için Ankara'daydık. Özgür danışılacak kişiydi. Görevliydi. Boncuk'a ilk başlarda söylemedik ama daha bu program gündeme girdiği anda babası onu da peşine takıp götürmek için planlar yapmaya başlamıştı. Şanslı çocuk. Ben cikletten çıktım ve onlara eşlik ettim :-P Cano mu? Kuzunun henüz böyle hareketli ve kısa bir seyahat için çok küçük olduğuna karar verip anneanne ve dede ile kalmasına karar verdik. İlk ayrı kalış yani...
Boncuk ilk gün bir etkinlik canavarı olarak annesini peşinde sürükledi durdu. Ne acıktı, ne yoruldu, ne sıkıldı... Herşeyi bir sünger gibi emmek için oradan oraya koşup duruduk Bilkent'in çocuklar için ayrılmış bilim etkinlik alanında. 'Bu kadar eğleneceğimi tahmin etmiyordum!' dedi bir ara... Gece gözleminden sonra zor oldu ama otele gitmeye ikna edebildik.
Ertesi gün kaleiçindeki otelimize komşu Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne sonra Anıtkabir'e gittik.
Heycan dolu, merak dolu, bilgi dolu, dolu dolu iki gün geçirdik...
Cano'yu bu kısacık ayrılıkta bile çok özledik... Ama buralarda da herşey yolunda gitmiş ne mutlu ki... 3-4 yıl sonra onun da farkındalığı arttığında bu tip kısa seyahatlerin hepimiz için ne kadar keyifli olacağını düşündükçe heyecanlandım.
Evet büyüyorlar. Bazen bu büyüme süreci hüzünlendiriyor beni. Bir daha bebek olmayacaklarının farkına varmak, nasıl açıklanır bilmiyorum ama tuhaf bir hüzün veriyor bana. Ama işte böyle zamanlarda her yaşlarının farklı heyecanlar ve paylaşımlarla dolu olacağının yırdına vardıkça başka bir coşku duyuyorum birden...
Yapacak çooooook güzel şeyler var...

7 Eylül 2010 Salı

dün akşam . . .

Resimdeki Sinem. 19 yıllık arkadaşız. Üniversite ilk yıl ilk haftadan beri. 13 yıl önce Prag'daki U2 konserine de beraber gitmiştik. Onunla sözleştik gittik. Ama giriş sırasında yine 13 yıl önceki konserde beraber olduğumuz ve belki 11-12 yıldır birbirimizi hiç görmediğimiz bir diğer arkadaşımızla daha karşılaştık.
Düğünden (ben yazmadım değil mi düğünü yahu....) kalan bütün kurtlarımı döktüm. Zıpladım, dansettim, hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti, bağırdım, şarkı söyledim, eskiden nasıl biri, nasıl bir genç olduğumu hatırladım, ıslandım umursamadım, yerlere oturdum takmadım, çantadaki sandviçleri ve suları kapıdaki görevlilere kaptırmadım diye sevindim. Uzun zamandır kendimi bu kadar genç hissettim...

Var baska resimler. U2'yu ise daha önce zaten yazmışım.
http://ilerigeri.blogspot.com/2009/03/u2-tarihcem.html

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...