31 Ağustos 2010 Salı

ayvalık . . .

Bu mu ne? Sarımsaklı'da lunapark eğlencesinden geriye kalanlar... Keşke Boncuk'un çığlıklarını ve 'Anne burada istediğim kadar bağırabilirim!' coşkusunu da kaydetseymişiz...


29 Ağustos 2010 Pazar

yine döndük . . .

Bu yaz gittik gittik döndük... Boncuk sonunda 'Anne, ben bu yaz denize, havuza doydum. Eve döneceğiz diye hiç üzülmüyorum.' bile dedi. Ki bilen bilir kolay kolay bir şeye doydum demez. Aklımda kalanları Türkiye-Rusya maçının hemen akabinde not alayım dedim... 8 gündür bilgisayardan uzağım ya... Bir oturuşta bir kaç kuş hesabı.
Şöyle özetleyeyim.
Önce Assos. Çok rüzgar. Çok çok rüzgar. Çok dalga. Denize girmek için az olasılık. Çabuk karar. Hızlı hareket. 2. gün Ayvalık'a hareket. Güzel tesis. Kötü işletme. Bir terkedilmiş tesis duygusu. Bir Agatha Christie polisiyesi tadında hergün yeni bir karakter tanıma. Çok sinek. Çok çok sinek. Bir gecede kaç sinek öldürülebilir? 12? 30? Arka arkaya 2 gün olası mı? Öğlen Cunda'sı. Duble sakızlı türk kahvesi=ilaç. Akşam Cunda'sı. Sakızlı dondurma=Çocuklar için ilaç. İkindi Patriça'sı. Hızlı papalina tava mideye indirme. Ayvalık tostu. Cano'nun tost keyfi. Boncuk'un yosun cığlıkları. Cano'nun 'elmam o kadar büyüktü ki.' halleri... Bu defa merhaba yerine 'hav' deyişi... Deniz+kum=çocuklar için ilaç. Tatilin sondan 2. gününe kadar fotoğraf makinesine el atmayış. Öyle bir haller yani... Cano'nun öğlen uykusunda bolca 'Muz Sesleri'. Yani...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...